Minik yeğenime aldığım bu pastel boyalar beni geçmişe götürdü bir an.
Pastel boya en sevdiğim boyama türleri arasında hep ilk sıradaydı.
İkinci sırada da guaj boya vardı.
Sonra zamanla yaş büyüdükçe bu tekniklerin yerini yağlı boya alsa da,
pastel boyalarımın yeri hep ayrı oldu bende.
48'lik MonAmi boyalarımı üşenmeden renklerine göre dizerdim tek tek.
Limon sarısından turuncuya doğru, bebek mavisinden laciverte doğru..
Kahverengi nedense hiç bitmezdi, pembe ise her zaman ilk biten olurdu.
Biri kırılsa sanki benim bir yerim kırılmış gibi acı çekerdim.
Boyu kısalanların ise kağıdını yırtarak sıyırır kullanmaya devam ederdim.
Boyu kısalanların ise kağıdını yırtarak sıyırır kullanmaya devam ederdim.
Kokmazlardı ama inatla koklardım hep.
Şeker gibi olan renkleri içimden hep ısırarak yemek gelirdi.
O 48'lik kutu, mücevherlerle dolu bir kutuyla eşdeğerdi benim için.
Alındığı günkü sevincim hala gözlerimin önünde.
Alındığı günkü sevincim hala gözlerimin önünde.
Bir boyayla inanılmaz mutlu olabildiğimiz o günleri çok özledim.









